top of page

Hizmet Tespiti Davalarında Tanık Delili

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Enes Çetinkaya
    Av. Enes Çetinkaya
  • 4 Oca
  • 3 dakikada okunur
nşaat işçisi bareti ve hukuk kitabı ile hizmet tespiti davalarında ispat ve tanık delili.

Hizmet Tespiti Davalarında Tanık Delilinin Önemi


Hizmet tespiti davaları, kamu düzenine ilişkin davalar olduğundan, hizmet tespiti davalarında tanık delili yada bir başka deyişle tanık anlatımları bu davaların ispat sürecinde kritik bir rol oynamakla birlikte, yargı mercileri tarafından belirli ve sıkı kriterlere tabi tutulmaktadır. Yargı kararları ışığında tanık anlatımlarının geçerliliği ve ispat gücü aşağıdaki kriterler çerçevesinde değerlendirmek gerekirse;


1. Re’sen Araştırma İlkesi ve Kamu Düzeni


Hizmet tespiti davaları, tarafların kendi iradeleriyle üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri, kamu düzenini ilgilendiren davalardır. Bu nedenle hakim, sadece tarafların sunduğu delillerle yetinmez; gerçeği hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarmak için kendiliğinden (re’sen) araştırma yapmakla yükümlüdür. Bu kapsamda mahkeme, tarafların gösterdiği tanıklar dışında da tanık tespit edip dinleyebilir.


2. Hizmet Tespiti Davalarında Tanık Delilinin Niteliği ve Seçimi


Yargıtay içtihatlarına göre, dinlenecek tanıkların sıfatı ve çalışma ortamına yakınlığı ispat gücünü belirleyen en önemli unsurdur:


  • Bordro Tanıkları (Öncelikli Tanıklar): İspat sürecinde öncelik, ihtilaf konusu dönemde işyerinde çalıştığı resmi kayıtlarla (bordrolarla) sabit olan kişilere, yani "bordro tanıklarına" verilir. Bu kişilerin ifadeleri, çalışma olgusunun varlığı konusunda güçlü bir delil olarak kabul edilir.

  • Komşu İşyeri Tanıkları: Bordro tanıklarının bulunmaması veya ifadelerinin yetersiz kalması durumunda, mahkeme zabıta, maliye veya meslek odaları aracılığıyla "komşu işyeri tanıklarını" tespit etmelidir. Bu kişiler, davalı işyerine komşu olan ve davacının çalışmasını bizzat görüp bilebilecek durumda olan işverenler veya çalışanlardır.


3. Tanık Beyanlarının İçeriği ve Tutarlılığı


Yargıtay kararlarında, tanık beyanlarının hizmet tespiti davalarında önemli bir delil olduğu kabul edilmekle birlikte, bu beyanların niteliği üzerinde titizlikle durulmaktadır. Özellikle işe başlama tarihi gibi kilit bir konuda tanıkların net bilgi sahibi olmaması, hüküm kurmaya engel teşkil etmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, "hizmet başlangıcının soyut tanık ifadelerine dayanılarak belirlenmesi hatalıdır" (2016/18663 E.) diyerek bu ilkeyi net bir şekilde ortaya koymuştur. Benzer şekilde, 22. Hukuk Dairesi de "belirtilen soyut nitelikteki anlatımına göre sonuca gidilmesi doğru olmayacağı açıktır" (2012/16956 E.) tespitiyle soyut beyanlara itibar edilemeyeceğini belirtmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2021/12779 E. sayılı kararında ise tanık beyanlarının değerlendirilmesindeki hassasiyet şu şekilde ifade edilmiştir:


"Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri... düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli... tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir."


Bu yaklaşım, tanığın görgüye dayalı bilgisinin olup olmadığı, işyeri çalışanı olup olmadığı (9. HD, 2012/2646 E.) ve beyanlarının diğer delillerle çelişip çelişmediği gibi unsurların dikkatle incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Tanık anlatımlarının hükme esas alınabilmesi için şu özellikleri taşıması gerekmektedir:


  • Somut ve İnandırıcı Olmalı: Tanık beyanları soyut, tahmine dayalı veya genel ifadelerden oluşmamalıdır. Beyanların somut bilgilere dayanması ve inandırıcı olması şarttır. Özellikle işe başlama tarihi gibi konularda net olmayan, çelişkili veya tahmine dayalı beyanlar tek başına hüküm kurmaya elverişli değildir.

  • Görgüye Dayalı Olmalı: Tanığın aktardığı bilgiler, bizzat gördüğü veya duyduğu olaylara dayanmalıdır; duyuma dayalı bilgiler dikkate alınmaz.

  • Dönemsel Sınırlılık: Bir tanığın beyanı, ancak kendisinin de o işyerinde veya çevresinde bulunduğu ve davacıyı gözlemleyebildiği dönemle sınırlı olarak geçerli kabul edilir. Tanığın çalışmadığı veya ortamda bulunmadığı dönemlere ilişkin beyanlarına itibar edilmez.


4. Yazılı Belgelere Karşı Tanık Beyanı


Hizmet tespiti davalarında yazılı delil ile tanık beyanı çatıştığında şu kriterler uygulanır:


  • Belgenin Üstünlüğü: İşçinin imzasını taşıyan işe giriş bildirgesi, ücret bordrosu gibi belgeler mevcutsa ve işçi bu imzanın kendisine ait olduğunu kabul ediyorsa (veya imza incelemesiyle doğrulanmışsa), bu belgelerin aksini sadece tanık beyanlarıyla ispatlamak mümkün değildir.

  • Eşdeğer Delil Kuralı: İmzalı belgelerin aksi, ancak eşdeğer nitelikteki yazılı delillerle kanıtlanabilir; tanık sözlerine bu noktada değer verilmez.


5. Akrabalık İlişkisi ve Hayatın Olağan Akışı


Tanıkların davacı ile yakın akrabalık ilişkisi içinde olması (eş, kardeş vb.) durumunda, bu beyanlar daha titizlikle incelenir:


  • Şüpheyle Yaklaşım: Yakın akrabaların tanıklığına, hayatın olağan akışına uygunluk testi uygulanır. Örneğin, bir eşin diğerini sigortasız çalıştırması veya kardeşler arasında husumet doğuracak şekilde eksik bildirim yapılması hayatın olağan akışına aykırı görüldüğünden, bu tür durumlarda salt tanık beyanıyla hüküm kurulmaz.


SONUÇ


Özetle; hizmet tespiti davasında tanık anlatımları, bordro veya komşu işyeri çalışanlarından seçilmeli, somut ve görgüye dayalı olmalı, resmi kayıtlarla çelişmemeli ve hakim tarafından yapılan geniş kapsamlı bir araştırma ile desteklenmelidir. Soyut ve net olmayan tanık ifadeleri, hizmet tespiti hükmü kurmak için tek başına yeterli kabul edilmemektedir. Diğer blog yazılarımıza BURAYA tıklayarak ulaşabilirsiniz.


Av. Enes ÇETİNKAYA


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Av. Enes Çetinkaya

İslice Mah. Annaç Sk. No:8/B Çimen İş Hanı K:1 D:102

Merkez/ UŞAK

av.enescetinkaya@gmail.com

(+90) 554 143 07 64

bottom of page