top of page

Meslek Hastalığı İspatı Yıllar Sonra da Mümkündür

Yazarın fotoğrafı: Av. Enes Çetinkaya
Av. Enes Çetinkaya
10 Eyl
4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Eyl

Meslek hastalığı davaları, iş kazası davalarından farklı ve çok daha güç bir ispat sorunu barındırır. İş kazasında ani ve tespit edilebilir bir olay bulunurken, meslek hastalığı yıllara yayılan bir maruziyetin sonucudur ve çoğu zaman işçi işten ayrıldıktan sonra ortaya çıkar. Tekstil ve deri işkollarında bu güçlük daha da belirgindir: pamuk tozu, boyar madde ve yapıştırıcı buharı, krom bileşikleri ve dokuma tezgâhı gürültüsü, etkisini yıllar içinde gösteren maruziyet türleridir. Bu yazımızda, Yargıtay'ın son bir yıl içinde verdiği kararlar ışığında meslek hastalığı ispatı ve tazminat sürecini değerlendireceğiz.


Meslek Hastalığının Tanımı ve Tespiti


5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 14. maddesi meslek hastalığını, sigortalının çalıştığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici ya da sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik hâlleri olarak tanımlamaktadır.


Tespit, kanunun öngördüğü belirli bir usule tabidir. Sigortalı öncelikle yetkili bir meslek hastalıkları hastanesi tarafından muayene edilir ve rapor düzenlenir; bu rapor Kurum Sağlık Kurulu tarafından değerlendirilir. Karara itiraz hâlinde dosya Yüksek Sağlık Kurulu'na intikal eder. İşveren bakımından ayrı bir yükümlülük daha bulunmaktadır: meslek hastalığını öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde Kuruma bildirimde bulunmak zorundadır.


Meslek Hastalıkları Listesi ve Yükümlülük Süresi


Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin 18. maddesi meslek hastalıklarını beş grupta toplamaktadır: A grubu kimyasal maddelerle olan hastalıklar, B grubu mesleki cilt hastalıkları, C grubu pnömokonyozlar ve diğer mesleki solunum sistemi hastalıkları, D grubu mesleki bulaşıcı hastalıklar, E grubu ise fizik etkenlerle olan hastalıklardır.


Tekstil ve deri işkollarında karşılaşılan tablolar bu grupların büyük bölümüne dağılmaktadır. Boyahane kimyasalları, yapıştırıcı çözücüleri ve krom bileşikleri A grubuna; temas kaynaklı dermatit ve egzama tabloları B grubuna; pamuk, keten ve kenevir tozunun yol açtığı solunum sistemi hastalıkları C grubuna; dokuma ve iplik makinelerinin gürültüsüne bağlı işitme kaybı ise E grubuna girmektedir.



Uygulamada en çok tartışılan kavram yükümlülük süresidir. Yönetmeliğin 4. maddesi bu kavramı, sigortalının meslek hastalığına sebep olan işinden fiilen ayrıldığı tarih ile hastalığın meydana çıktığı tarih arasında geçen en uzun süre olarak tanımlar. İşçilerin hak kaybına en sık uğradıkları nokta da burasıdır.


Meslek Hastalığı İspatında Yargıtay'ın Güncel Yaklaşımı


İşyeri İncelemesi Yapılmadan Meslek Hastalığı Reddedilemez


Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 05.02.2025 tarihli, 2024/11076 Esas ve 2025/1518 Karar sayılı kararı, koltuk imalatında tabanca ile yapıştırıcı püskürtme işinde çalışan bir sigortalının solunum ve dolaşım sistemi rahatsızlıklarının meslek hastalığı sayılıp sayılmayacağına ilişkindir.


Daire kararında, meslek hastalığının işin nitelik ve yürütüm şartlarından ötürü yavaş yavaş ortaya çıkan bir sağlık sorunu olduğu vurgulanmış; tespitin ancak yerinde işyeri incelemesi, hekim, iş güvenliği uzmanı ve ilgili mühendislerden oluşan bir heyetin değerlendirmesi ve tüm tıbbi belgelerin birlikte incelenmesiyle yapılabileceği belirtilmiştir. Somut olayda adli tıp raporunun, hastalıkların neden meslek hastalığı sayılmadığını açıklamaması ve maruziyet ile hastalık arasındaki bağı kurmaması bozma sebebi sayılmıştır.


Yükümlülük Süresinin Aşılması Tek Başına Ret Sebebi Değildir


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.09.2024 tarihli, 2023/10-287 Esas ve 2024/474 Karar sayılı kararı, işten ayrıldıktan yıllar sonra ortaya çıkan hastalıklar bakımından belirleyici niteliktedir.


Karara göre, klinik ve laboratuvar bulgularıyla kesinleşmiş bir hastalıkta, işyeri incelemesiyle kanıtlanan etkenlerin varlığı hâlinde yükümlülük süresi aşılmış olsa dahi Yüksek Sağlık Kurulu'nun onayıyla hastalık meslek hastalığı olarak kabul edilebilir. Karar ayrıca, Adli Tıp İhtisas Kurulları ile diğer sağlık kuruluşlarının raporları arasında çelişki bulunması hâlinde bu çelişkinin Adli Tıp Üst Kurulunca giderilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.


Kusur Oranı Ayrıca ve Somut Olarak Belirlenmelidir


Meslek hastalığının tespit edilmiş olması, tazminata kendiliğinden hükmedileceği anlamına gelmez. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 08.07.2024 tarihli, 2022/10025 Esas ve 2024/7859 Karar sayılı kararına konu olayda, otomobil direksiyonlarına deri yapıştırma işinde çalışan sigortalının el bileğindeki rahatsızlık meslek hastalığı olarak tespit edilmiş olmasına rağmen, Daire işverenin kusur oranının belirlenmesi bakımından yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.


Tazminat Talepleri ve Usul Kuralları


İşverenin sorumluluğunun dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesidir. Maddenin ikinci fıkrası işverene, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi alma yükümlülüğü getirmekte; üçüncü fıkra ise bu yükümlülüğe aykırılıktan doğan zararların tazminini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi kılmaktadır. Bunun pratik sonucu, zamanaşımı süresinin Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca on yıl olmasıdır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu da işverenin risk değerlendirmesi ve koruyucu önlem yükümlülüklerini ayrıca düzenlemektedir.


Usul bakımından iki husus önem taşır. Birincisi, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davalarında arabuluculuk dava şartı olarak aranmaz; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin üçüncü fıkrası bu davaları açıkça istisna tutmuştur. İkincisi, uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkeme iş mahkemesidir.


Uşak bakımından bu, davaların Uşak Adliyesi bünyesindeki üç iş mahkemesindenden birinde görüleceği, istinaf incelemesinin ise Denizli Bölge Adliye Mahkemesinde yapılacağı anlamına gelmektedir. İlin sanayi yapısı bu davaların muhatap kitlesini geniş kılmaktadır: Tekstil Organize Sanayi Bölgesi'nde 340 firmada yaklaşık 11.000, Deri (Karma) Organize Sanayi Bölgesi'nde 283 firmada yaklaşık 3.660 kişi istihdam edilmektedir.


Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu, sigortalıya bağladığı gelirleri ve yaptığı ödemeleri 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca kusuru oranında işverene rücu edebilmekte; bu değerlendirmede kaçınılmazlık ilkesi göz önünde bulundurulmaktadır.


Sonuç


Meslek hastalığı uyuşmazlıklarında belirleyici olan, hastalığın varlığı değil, maruziyet ile hastalık arasındaki nedensellik bağının usulüne uygun biçimde ortaya konulmasıdır. Yargıtay'ın güncel kararları bu bağın kurulmasında yerinde işyeri incelemesini ve uzman heyet değerlendirmesini zorunlu görmekte, yükümlülük süresinin aşılmasını ise tek başına ret sebebi saymamaktadır. Tekstil ve deri işkollarında çalışan ya da bu işlerden ayrıldıktan sonra sağlık sorunu yaşayan kişilerin, meslek hastalığı ispatı bakımından maruziyet dönemine ilişkin çalışma kayıtlarını ve işyeri hekimi belgelerini muhafaza etmeleri büyük önem taşır. Her uyuşmazlığın kendine özgü tıbbi ve hukuki koşulları bulunduğundan, genel değerlendirmelerle yetinilmemesi ve alanında uzman bir avukata danışılması yerinde olacaktır.


Av. Enes Çetinkaya

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Av. Enes Çetinkaya

İslice Mah. Annaç Sk. No:8/B Çimen İş Hanı K:1 D:102

Merkez/ UŞAK

​

av.enescetinkaya@gmail.com

​

(+90) 554 143 07 64

bottom of page