Köpek Saldırısı Tazminatında Özen Savunması Yetersizdir

Köpek saldırısına uğrayan kişinin açtığı tazminat davasında hayvan sahibinin başvurduğu savunma hemen her dosyada aynıdır: gerekli özenin gösterildiği. Köpeğin zincirli tutulduğu, bahçenin tel örgüyle çevrildiği, hayvanın o güne kadar hiçbir saldırganlık belirtisi göstermediği anlatılır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2026 yılında verdiği iki karar, bu savunmanın hangi eşiği aşması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Köpek saldırısı tazminatı bakımından belirleyici olan, hayvan sahibinin olağan ölçüde dikkatli davranıp davranmadığı değil, somut olayın gerektirdiği her türlü önlemi alıp almadığıdır.
Aşağıda hayvan bulunduranın sorumluluğunun hukuki niteliği, kurtuluş kanıtının sınırları, saldıran hayvanın sahipsiz olması hâlinde hangi yargı kolunun görevli olduğu ve uyulması gereken süreler ele alınmaktadır.
Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu Kusura Bağlı Değildir
Türk Borçlar Kanunu'nun 67. maddesi, bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişiyi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlü tutmaktadır. Sorumluluğun muhatabı tapuda veya kayıtta görünen malik değil, hayvanın bakımını fiilen üstlenen kişidir; bu üstlenmenin geçici olması sonucu değiştirmez.
Maddenin ikinci fıkrası, hayvan bulunduranın zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat etmesi hâlinde sorumlu olmayacağını düzenler. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 13.01.2026 tarihli, 2025/1251 E., 2026/78 K. sayılı kararında bu rejimi, kurtuluş kanıtı getirilebilen bir kusursuz sorumluluk olarak nitelendirmiştir. Sorumlu tutulabilmek için hayvan bulunduranın kusuru aranmaz; sorumluluktan kurtulabilmesi ise hayvanı hâl ve şartlara göre gerekli özenle gözetmiş olduğunu ya da bu özen gösterilseydi bile zararın önlenemeyeceğini ispat etmesine bağlıdır. İspat yükünün zarar görende değil hayvan bulunduranda olması, davanın seyrini baştan belirleyen usuli bir üstünlüktür.
Köpek Saldırısı Tazminatında Mutad Özen Kurtuluş Kanıtı Sayılmaz
Anılan kararda Yargıtay, ölçütü tereddüde yer bırakmayacak biçimde ifade etmiştir: mutad özenin gösterilmiş olduğunun ispatı, sorumluluktan kurtulmak için yeterli değildir. Özen ve gözetim ödevi sübjektif değil objektif niteliktedir; derecesi hayvanın huyu, cinsi, yaşı, tehlikeliliği ve tepkisi göz önünde tutularak belirlenir. Karara göre hayvanın muhafazası için tasma, zincir ve kafes gibi vasıtalar kullanılmalı, üçüncü kişiler hayvanın arz ettiği tehlikeden haberdar edilmelidir.
Karara konu olayda davacı, kızını okul servisine bıraktıktan sonra eve dönerken sürü hâlinde gezen ve başıboş bırakılmış köpeklerin saldırısına uğramış; sağ kulak kepçesinde doku kaybı ve yüzünde sabit iz oluşmuş, maluliyet oranı yüzde otuz yedi olarak belirlenmiştir. Davalılar, köyde hayvancılıkla uğraştıklarını ve kurtlara karşı korunmak için köpekleri zaman zaman bağsız tuttuklarını savunmuştur. Yargıtay, zincir ve tasma gibi gerekli önlemler alınmadan hayvanların çevre güvenliği bakımından tehlike oluşturacak şekilde serbestçe dolaşmasına izin verilmesini özen ve gözetim yükümlülüğünün ihlali saymış, 437.156,20 TL maddi ve toplam 250.000,00 TL manevi tazminata ilişkin kararı onamıştır.
Aynı kararda, mağdurun saldırıyı engellemek amacıyla elindeki sopayı kullanmasının kendini koruma içgüdüsünden kaynaklandığı belirtilerek, bu davranışın illiyet bağını kesecek boyutta bir hareket sayılamayacağı vurgulanmıştır. Uygulamada sık ileri sürülen hayvanın kışkırtıldığı savunması, bu ölçüt karşısında kolayca sonuç doğurmamaktadır.
Zincirin Kırılması Hayvan Sahibini Sorumluluktan Kurtarmaz
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 21.01.2026 tarihli, 2025/3234 E., 2026/286 K. sayılı kararına konu olayda davacı, bağ evine giderken komşusuna ait köpeğin saldırısına uğramış, dört ameliyat geçirmiş, vücut çalışma gücünün yüzde elli dördünü yitirmiş ve dört ay geçici iş göremez duruma düşmüştür. Hayvan sahibi savunmasında köpeğin her zamanki gibi zincire bağlı ve tel örgüyle çevrili bahçede bulunduğunu, olay günü zinciri kırarak örgünün altından çıktığını, hayvanın uysal olduğunu ve büyük olasılıkla kışkırtıldığını ileri sürmüştür.
Mahkeme, hem hukuk hem ceza dosyasında dinlenen tanık beyanlarından köpeğin zincire bağlı olmadığını saptamış; bahçeye hırsız girdiğine ilişkin iddiaya, sunulan kamera kayıtlarının olaydan dört gün öncesine ait olması nedeniyle itibar etmemiştir. Kurtuluş kanıtı getirilemediği gerekçesiyle 1.953.657,26 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, karar Yargıtay tarafından onanmıştır. Buradan çıkan pratik sonuç açıktır: alınan önlemin varlığını olay anına ait somut delille ortaya koymak hayvan sahibinin yüküdür; soyut anlatım kurtuluş kanıtı yerine geçmez.
Ceza Dosyasındaki Sonuç Tazminat Davasını Bağlamaz
Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimi, kusurun varlığı ve derecesi ile zarar miktarının belirlenmesi bakımından ceza hâkiminin kararıyla bağlı değildir. Nitekim yukarıda anılan ilk dosyada hayvan sahipleri hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması, tam tazminata hükmedilmesini engellememiştir. İkinci dosyada ise taksirle yaralama suçundan verilen mahkûmiyet kesinleşmiş olmakla birlikte, tazminatın kapsamı bağımsız olarak belirlenmiştir.
Sahipsiz Köpek Saldırısında Dava İdari Yargıda Açılır
Saldıran hayvanın sahibi yoksa muhatap idaredir ve uyuşmazlık idari yargıda, hizmet kusuru esasına göre çözülür. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun 6. maddesi sahipsiz hayvanların bakımevlerine götürülmesini zorunlu tutmakta; 30.07.2024 tarihli 7527 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra rehabilite edilen köpeklerin sahiplendirilinceye kadar bakımevlerinde barındırılması esası benimsenmiş bulunmaktadır.
Danıştay 8. Dairesi'nin 30.01.2025 tarihli, 2022/2676 E., 2025/225 K. sayılı kararına konu olayda, evinin önünde oynayan altı yaşındaki çocuk sokak köpeğinin saldırısına uğramış; aynı ilçede birkaç gün içinde on dört ayrı saldırı raporlanmış, ölü bulunan köpeklerin ikisinde kuduz virüsü saptanmıştır. Bölge idare mahkemesi çocuk için 200.000,00 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminata hükmetmiş ve olayın çocuğun evinin önünde gerçekleşmesi karşısında müterafik kusurdan söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Danıştay ise kararı husumet yönünden bozmuştur: davalı belediyenin yanında valiliğin ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün de hasım mevkiine alınması gerekmektedir.
Aynı kararda maddi tazminat istemi, belgelendirilmemiş ve henüz gerçekleşmemiş estetik ameliyat giderlerine dayandığı için reddedilmiştir. İdari yargıda ayrıca İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesindeki zorunlu başvuru şartı gözetilmelidir: eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurulması, istemin reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi üzerine dava açılması gerekir.
Uşak'ta Görevli Mahkeme, Deliller ve Zamanaşımı
Sahibi belli bir hayvanın verdiği zarara dayanan köpek saldırısı tazminatı davaları asliye hukuk mahkemesinde görülür. Uşak Adliyesi'nde asliye hukuk mahkemeleri görev yapmakta, istinaf incelemesi ise Denizli Bölge Adliye Mahkemesi'nce yürütülmektedir. Uşak'ta 22.511 kayıtlı çiftçinin bulunması, bağ evi, ağıl ve köy yerleşimlerinde bekçi köpeği bulundurmayı yaygın bir uygulama hâline getirmektedir. Yukarıda incelenen iki Yargıtay kararının da köy ve bağ evi çevresinde meydana gelen olaylara ilişkin olması bu bakımdan dikkat çekicidir. Sürüyü ve mülkü korumak amacıyla köpek bulundurmak hukuka uygundur; hukuka aykırı olan, bu hayvanların tasma ve zincir gibi önlemler alınmaksızın serbest bırakılmasıdır.
Zamanaşımı bakımından Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi uygulanır: zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl. Fiil aynı zamanda ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir suç oluşturuyorsa, o süre geçerlidir. Delil bakımından olayın hemen ardından kolluk tutanağı, adli muayene ve hastane kayıtları, tanık bilgileri, kuduz aşı kayıtları ve varsa kamera görüntüleri toplanmalıdır. Tazminatın kapsamını belirleyen en önemli unsur, yetkili sağlık kurumunca düzenlenecek maluliyet raporudur.
Sonuç
Hayvan bulunduranın sorumluluğu, zarar gören bakımından ispat kolaylığı sağlayan, hayvan sahibi bakımından ise sınırları geniş çizilmiş bir sorumluluk rejimidir. Yargıtay'ın 2026 tarihli kararları, olağan düzeyde özen gösterildiği yönündeki savunmanın tek başına sonuç doğurmadığını; alınan önlemin niteliğinin hayvanın tehlikeliliğine göre değerlendirileceğini göstermektedir. Sahipsiz hayvan saldırılarında ise dava idari yargıda ve doğru hasımlara yöneltilerek açılmalı, zorunlu idari başvuru süresi kaçırılmamalıdır. Her iki yolda da süreler kısa, ispat yükü ayrıntılıdır. Bu nedenle gerek zarar gören gerekse hakkında talepte bulunulan hayvan sahibi bakımından, olayın hemen ardından alanında uzman bir avukata danışılması yerinde olacaktır.
Av. Enes Çetinkaya



Yorumlar